Arama Motoru
Kategoriler
Müzik Köşesi
Resim Köşesi
Foto Galeri<< Geri Dön
"nefret ve politika: Türkiye örneği"
...



Bundan tam bir yıl önce (Mayıs -2014) iktidar hakkında eleştiride bulunmuştum (resimlerin altında kayıt düşülmüştür). Orada demiştik ki “dil ve söylem” aracılığında bir nefret siyaseti güdülmektedir. Nefret, öyle etkili bir kavramdır ki onunla her zaman dostluklar ve düşmanlıklar kurabilir, ayrılık tohumları ekerek siyasi şiddeti meşrulaştırabilir, hatta “kolektif bir şiddet” ortamını rahatlıkla yaratabilirsiniz.



Ama nefret, her zaman bumerang gibi sahibine eninde sonunda geri döner ve kişiden çıktığı gibi değil, dönüşünde yıkıcı bir etkiyle tesir edici olur. Nefretin olduğu bir popülasyonda gelişme kayıt dışı olur ve kayıt dışı olan her bir edimsellik toplumsal eksiklik demektir. Dünya geneline bakıldığında yaşamın büyük oranda kayıt dışı olduğuna tanık oluyoruz. Bu durum, ekonomiden politikaya, sosyal yaşamın kurumsal yapılanmalarından bireysel yaşamın günceline kadar böyledir. Kayıt dışı bir dünyada yaşıyoruz. Vahşi kapitalizm (2008’de sabit olmakla birlikte) her dönem sürekli “ayrımcı” bir politik etki yaratarak ayakta kalabilir. Toplumsallığın “ayrımlaşması” devlet ile sosyal yapıyı, birey ile kültürel yaratımı sürekli karşıt kutuplara yerleştirir. Demokratik bir yaşam istemek ile demokratik ahlaka sahip olmak arasında kalın duvar ören bir kavramdır nefret!



Kültürler arası etkileşim durmuşsa orada gelişme de durmuş demektir. İnsanların kültürel üretimi etkileşime zorunludur.



(…)



Türkiye siyasi dönemeçlerinde hemen her dönem nefret politikasıyla ilerlemektedir. Bunu hiç anlamıyoruz; hatta anlamak, dinlemek ve “ötekini” görmek bile istemiyoruz. Şunu bilesin Türkiye, sen bu kafayla gidersen “orta-boy” bir ülke olmaktan asla kurtulamayacak, başkalarının ürettikleriyle yaşamda kalmaya mecbur olacaksın! Sen bırak küresel bir aktör olmayı, coğrafyanda dahi etkili olamayacaksın.



Türkiye;



Sen bu politik ve ekonomik yaklaşımlarla hiçbir zaman kendi enerjini yenileyemeyecek, yeniden üretim olarak artı-değer üretemeyecek, kültürel ve bilimsel evrenselliğe sahip olamayacaksın. Senin yoz ve yobaz üreten sistemin asla ve katiyen, bilimsel ve rasyonel bir içselleştirmeyi yaşamadığı müddetçe; tarihsel hantallığından sıyrılmana izin vermeyecektir. Senin için yenilenme ancak ve zorunlu olarak eğitim felsefenden geçmektedir. Ama senin eski kafalı zihniyetin bu ülkede etkin olduğu müddetçe, eleştirilere açık olamayan tipler üretmeye devam edecektir.



Türkiye;



Bu kafayı terk et,



Bu ahlaki yaklaşımları terk et…



24 -05 -2015, 00: 02.