Arama Motoru
Kategoriler
Müzik Köşesi
Resim Köşesi
Foto Galeri<< Geri Dön
"KADIN ALGISI"
...



Arkadaşıma fotoğraf için teşekkür ederim… Benimle yazı içeriğimle ilgili tartışmasına minnettarım.



Editörlük çalışmam için kendime seçtiğim konu “kadınların tarihsel tasarımı” üstüne oldu. Çalışma arkadaşlarımızın özverili yaklaşımları gözetildi. Konu içerikleri ile çalışmanın genel tasarımı (uyumu) için özen gösterdim. Okurların kitaptan anlaması gerektiğini düşündüğüm iki temel yaklaşım var: bir tanesi toplumsallığın bir üst yapı olarak kadınları nasıl baskı altına aldığına dikkat çekmektir. Diğeri “erilliğin” yapısal anlamda edindiği konumla ilgilidir. Ancak asıl aradığıma geldiğimde erilliğin sadece kadınlar üstünde değil, sistemin genel yapısı üstünde edindiği baskıdır…



Çalışma metnimden örnek bir paragrafı buraya aktarıyorum;



“Kadınlar için cinsel ilişkiler ve cinsellik, erkeğin karşıladığı anlamın çok ötesinde, daha çok “ben”lik ile iç içe kenetlenmiş, erotik zevkin ötesine taşan bir nirvana çeşitliliğine sahiptir. Daha açık konuşalım; kadınlar cinsel ilişki ile benlik inşasına sahip olurlar(Touraıne, 2007: 84). Bu anlamda kadınlarla cinsel ilişki erkeğin her eylemi açısından üstünde dikkat edilmesi gereken bir mevzu olarak anlaşılmaktadır. İslam kaynaklarında da cinsel ilişkiye dair önemli vurgular vardır; özellikle kadınların tatmin edilmesi dikkat çekilmiştir (Gazzali, 1998: 116-17, cilt 2). Dahası cinsel bir ilişki daha doğal ve içtenliklidir, dolaysız ve etki alanı içsel, yoğunlukludur. Buradan hareketle “toplumsal cinsiyet” ile kadın-erkek cinselliği arasında doğrudan bir ilişki aramak zorlama bir yaklaşımdır. Bir başka yaklaşımla gözlemlendiğinde kadınların cinsel uzuvları iki ayrı yapıdan oluştuğundan (Vajina ve klitoris), kadınların cinsellikle ilgili serüvenleri iki ayrı aşama içinde değişim süreci içine girerken erkekler, tek bir uzuvla iki işini birden görmektedir (Freud, 2003: 201). Tespitler eşliğinde Freud, kadın ile erkek arasında yer alan bu temel ayrım ile oğlan ile kız çocuklarının sevgi bağlarında da bir ayrım olduğu kanaatindedir. Aslında vurgulanan konu, kadınların daha bir öznel değişim geçirdiğidir; bu ise cinselliğin vajinal farkındalığın da yatmaktadır. Bu temel tespitlere karşı eleştiri sunan Horney, cinsellikle sevecenlik arasında cinsel uzuvların dışında ayrıca çevresel etkinleri de hatırlatır; ancak bu etkiler, cinselliğin nevrotik gerekçelerinden tümüyle bağımsız da değillerdir (Horney, 1990: 113-15). Anlaşılan odur ki “vajina” çok uzun süre (yüzyıllar) boyunca ihmal edilmiş bir kadın uzvu olarak, kadınların bu temel öznel yanları da görmezden gelinmiştir. Bu “öznellik” inşasından yola çıkılarak, kadın ayrımcılığında temel sorun, sadece bir ekonomi ya da sosyal-sistemler örgüsü değil, ayrıca kadınların cinsellikleri eşliğinde kendilerinde inşa ettikleri benliktir. Bu benlik inşası, erkek karşısında (yani erilliğin üretimi açısından) Freud tarafından eksiklik olarak tanımlanmıştır (Rose, 2010: 78-79). Rose, Lacan üstüne eğilerek cinsellikle ilgili tartışmaların simgesel konumda tespit eder. Ayrıca “ben” gelişimi ile doğal süreç arasında ki etkileşim, hangi bağlamda cinsiyet ayrımına tabidir? Hartmann, insan birey ile dış dünya arasında bir doğuştanlık bağlantısı kurmuştur (Hartmann, 2004: 54-57). Buradan anlaşılan kadın erkek ayrımı bir özne ve nesne simgeselliğinde inşa olunmaktadır.”



Diliyorum aradığıma biraz daha yaklaşmış olurum…





28/05/2015