Arama Motoru
Kategoriler
Müzik Köşesi
Resim Köşesi
Ekim
2012
06
SİYASET SOSYOLOJİSİ VE TÜRKİYE, KİTAP
etiketler: POLİTİKA, SOSYOLOJİ, BİLİM, ANALİZ

SİYASET BİLİMİ TOPLUM KURUMLARININ YÖNETİMİDİR. KURUMLARIN İRDELENMESİ TOPLUMUN BİR İRDELENMESİ OLACAĞINDAN SİYASET, SOSYOLOJİNİN DE BİR KONUSUDUR. BU DURUM TERSİ İÇİNDE GEÇERLİDİR. YANİ, SİYASET BİR YÖNETİM BİLİMİ OLARAK KURUMLARIN TAHLİLİNE İHTİYAÇ DUYAR VE BU ANLAMDA SOSYOLOJİ SİYASETİNDE BİR KONUSU OLUR. ÖRNEĞİN SİYASİ PARTİLER BİRER POLİTİK ARAÇ OLMANIN ÖTESİNDE AYRICA BİRER TOPLUMSAL KURUMDUR. ZİRA PARTİLERİN AMACI İNSANLARI BİLGİLENDİRMEKTİR. BİR DİĞER ÖRNEK EKONOMİDİR VE EKONOMİNİN KENDİSİ, EKONOMİNİN YÖNETİMİNDEN FARKLIDIR. YÖNETİM İŞİ POLİTİKTİR AMA BU POLİTİK OLMA DURUMU, EKONOMİNİN TOPLUMSAL KURUM OLMASINDAN AYRI KALAMAZ VE BU ANLAMDA EKONOMİ, SOSYOLOJİNİN DE İLGİ ALANINA GİRMİŞTİR.

SOSYOLOJİ BİR ANALİZ YÖNTEMİDİR. ONUN ANALİZİ HEM BİREYİ İÇERİR HEM DE BİREYİN ETKLEŞİM İÇİNDE KALMAYA ZORLANDIĞI TOPLUMSAL KURUMLARI İÇERMİŞTİR. DURKHEİM İÇİN BU DURUM FARKLI ANLAMLAR İÇERMİŞKEN WEBER İÇİN FARKLIDIR. ÖRNEĞİN DİN İLE BİREY İLİŞKİSİ TOPLUMSALDIR. BİR TAKIM ÖN KABULLERİ İÇERMİŞTİR. ÖNEMLE ÜSTÜNDE DURULAN BİR DİĞER İLİŞKİ BİREYİN GRUP VE STATÜ TÜRÜNDEN İLİŞKİLERDİR. BURADA BİREY FARKLI TÜRDEN ALGILARI YAŞAMINDA PAYLAŞTIRMAK DURUMUNDADIR. FİLOZOF SARTRE “ROL” İLİŞKİLERİNİ YETERİNCE NET BİR ANLATIMA SAHİPTİR. KENDİMİ DÜŞÜNDÜĞÜMDE İNSANLAR, YA DA ARKADAŞLARIM, BENİMLE DEĞİL DE BENİM ROLÜM İLE ONLARIN ROLLERİ ARASINDA BİR İLİŞKİ KURMUŞTUR. YANİ ROLLERİMİZ ARKADAŞ OLMUŞTUR. ÖRNEĞİN BEN BİR ARAŞTIRMACIYIM, BİR DİĞERİ ÖĞRETMEN, BİR DİĞERİ TEZGAHTAR V.S.

“SİYASET SOSYOLOJİSİ” ANA BAŞLIĞI GERÇEKTEN ÖNEMLİ BİR BAŞLIKTIR. BU İKİ DİSİPLİNİN BİRLİKTELİĞİNDE BAZI KARMAŞALAR DAHA DA AYDINLIĞA KAVUŞABİLİYOR. ŞU AŞAĞIDAKİ ESERDE TÜRK SİYASAL YAŞAMININ SOSYOLOJİK BİR TARTIŞMASI VAR, TAVSİYE EDİYORUM.

  • Kategori: Kitap
  • Saat: 06 Ekim 2012 - 14:11

2012
06
DİL FELSEFESİ ÜSTÜNE BİR ÇALIŞMA, KİTAP
etiketler: DİL, FELSEFE, DENEYİM, ALGI

İNSAN DÜŞÜNMEYİ DİLİN ARACILIĞINDA SOMUTLAŞTIRABİLİR, BU DURUMDA DİL İNSAN İÇİN DÜŞÜNMEYE İMKAN SAĞLAYAN BİR OLGUDUR VE BU OLGU, İLETİŞİM ARACI OLARAK TOPLUMSAL BİR KURUMDUR. KÜLTÜRLER ARASI ETKİLEŞİM VE DAYANIŞMA, AKTARIM VE AMAÇ YÜKLEME İŞLEVİYLE DİL, İNSANIN TOPLUMSALLAŞMASINA KATKI SAĞLAR. BURADA YER ALAN KURUMSALLIK, TOPLUMSALLIĞIN BİRİNCİL ÖNEMİNİ İCRA EDER. ÖYLE İSE DİL, TOPLUMSAL OLAN VE BÖYLECE KURUMSAL OLAN HEMEN HER BAŞLIKLARIN DA DİKKATE ALMASI GEREKEN BİR ANLAMLAR BÜTÜNÜDÜR. ONA ANLAMLAR BÜTÜNÜ DEDİRTEN DURUM, ONUN KENDİ BAŞINA İRDELENMESİNİN MÜMKÜN OLMADIĞI YÖNÜNDE BİR DÜŞÜNCEMİZDİR. HİÇ BİR DİL NE KÜLTÜRDEN NE TOPLUMSAL KURUMLARDAN NE DE İNSAN SOYUNUN TARİHSEL MACERASINDAN BAĞIMSIZ OLARAK BİR TANIMLAMAYA İMKAN SAĞLAYAMAZ.

DİLİN BİRİNCİ TÜR OLARAK İKİ TEMEL AYAKTA KALMA NEDENİ VARDIR, BUNLARDAN İLKİ SÖYLEVDİR VE SÖYLEV, İNSAN SESİNİ DİĞER SESLERDEN AYIRIR. BURADA İNSAN SESİ İLE DOĞANIN SESİ, BİÇİMSEL VE ANLAMSAL OLARAK ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLERİ İÇERMİŞTİR. BU SES TÜRÜ HARF İLE BİÇİMLENİR VE HARFLER İSE KELİMELERİN BİÇİMLENMESİYLE ANLAŞILABİLİR. ÖRNEĞİN BİR “ELMA” SÖZCÜĞÜNDEKİ HER BİR HARF, AYRICA ELMA İLE VE DİĞER İÇİNDE GEÇTİĞİ TÜM KELİMELERLE BİR ANLAMA SAHİPTİR. BU DURUMDA HARFLER VE SESLER SÖZCÜKLER İLE BİR BÜTÜNLÜK İÇİNDEDİR. DİLİN BİR DİĞER AYAKTA KALMA NEDENİ İSE YAZIDIR. BURADA YAZI BİR İCAT OLARAK SÖYLEVİN DEVAM ETMESİYLE YAŞAMINI SÜRDÜREBİLİR. ÖRNEĞİN İNSANLAR BİR BİRİLERİNE BİR ŞEYLER SÖYLEDİKTEN SONRA ONU YAZABİLİRLER VE HİÇ BİR YAZI, SÖYLEVİNDEN ÖNCE VAR OLAMAZ. DİĞER ANLAMDA KİMSE, KONUŞULMAYANI YAZMAZ VE YAZDIKLARINI KONUŞULAN ANLAMLARLA GİZLİ YA DA AÇIK OLARAK YÜZLEŞTİRMİŞTİR.

İNSAN DİLİ İKİNCİ TÜRDE İKİ GENEL ALANI İÇERMİŞTİR. BİRİNCİSİ, BİR ARAÇ OLARAK YÖNETİM VE İŞLEVSELLİĞİ SAĞLAR VE BURADA DİL BİR AKTARIM GÖREVİNİ DE ÜSTLENİR. İKİNCİSİ BİR AMAÇSAL ALAN SAĞLAYARAK İNSANIN YENİDEN ÜRETİMİNE HİZMET EDER. BU ÜRETİM KÜLTÜRÜN ARACILIĞINDA MÜMKÜNDÜR VE BU ANLAMDA DİL BİR KÜLTÜR KONUSUDUR. İNSAN, İNSANI YORUMLAYARAK KENDİNİ ÜRETEBİLİR. HER TÜR DÜŞÜNCELERDE BU TEMEL BİR KONU OLARAK VARDIR. İNSAN DOĞAYI YORUMLAYARAK YİNE KENDİNE HİZMET EDER, BİLİNCİNİ BU YOLLA YÜCELTİR.

İNSAN DİLİ ÜÇÜNCÜ BİR FARKLI AYRIMA DA SAHİPTİR. KURAMSAL OLARAK BİLİM DİLİ VE METİNSEL OLARAK EDEBİYAT, SANAT VE FELSEFE DİLİDİR. KURAMSAL DİL DİZGESELDİR, BURADA DOĞAYA KARŞI BİR ÖYKÜNME VARDIR. BU DİL DOĞAYI TASARLAR VE TASARIM DİLİDİR. BU DİLDE KENDİ İÇİNDE İKİYE AYRILIR, BİR ÜST DİL OLARAK BİLİMİN SAYISALLAŞMASIDIR. ÖRNEĞİN H2O! BU SAYISAL BİR DİLDİR. TÜM MATEMATİĞİN, KİMYANIN DİLİ BU TÜRDENDİR. BİLİMSEL DİLİN BİR DİĞERİ MANTIKSAL ALANI İÇEREN DİLDİR. BURADA DİZGESEL ÇÖZÜMLEMELER YAPILIR. HEMEN TÜM BİLİMSEL DÜŞÜNCELER BU ALANDA KAVRAMLAR ARACILIĞINDA OLUŞTURULUR.

İNSAN DİLİNİN DÖRDÜNCÜ BİR AYRIMI DAHA VARDIR VE BURADA TARİH VE İLAHİYAT YER ALIR. TARİH ŞUURDUR VE ONUN AMACI İNSAN HAFIZASINA HİZMET ETMEKTİR. HEMEN HER ŞEYİN TARİHİ VARDIR, HATTA FİLOZOF KİERKEGAARD’A GÖRE KAVRAMLARIN BİLE BİR TARİHİ VARDIR. İLAHİYAT İSE İMANDIR, ONUN KENDİ İÇİNDE İKİ TÜR DİLİ VARDIR; İLKİ TASAVVUFU İÇERMİŞTİR VE ORADA DİLİN YETKİSİ EN ZAYIF OLUR. İKİNCİSİ FIKHI İÇERİR VE BURADA DİLİN GÜCÜ ÖNE GEÇER. YANİ İLAHİYAT HEM ZAHİRİ HEM DE BATİNİ ANLAMDA İKİ TÜR DİLE SAHİPTİR.

BU ÖZETLE SUNDUĞUM DİLİN GENEL AYRIMLARIDIR. BELKİ BİRAZ DAHA ZORLANIRSA DAHA DA GENİŞLETİLEBİLİR. AMA ŞURASI BİR GERÇEKTİR Kİ DİL, İKİ TEMEL İŞLEVE SAHİPTİR; İLKİ İLETİŞİMSEL ALANDA YER ALAN ARAÇSAL KONUMU, BİR DİĞERİ İSE AKTARIM NOKTASINDA YER ALAN AMAÇSAL KONUMUDUR. ŞU AŞAĞIDAKİ ESER DİL FELSEFESİ ADINA YAPILMIŞ BİR ÇALIŞMADIR. FELSEFE ÇALIŞAN KİŞİLER İÇİN ÖNEMLİDİR.

  • Kategori: Kitap
  • Saat: 06 2012 - 14:06
Eylül
2012
28
İKTİSATÇILARIN TARİHİ, KİTAP
etiketler: İKTİSAT, TARİH, POLİTİKA, KURAM, KAVRAM

EĞER, DİYORDUM KENDİ KENDİME, EKONOMİ, ‘son noktada’ TARİHİN VE TOPLUMUN YÜRÜYÜŞÜNÜ BELİRLİYORSA, KENDİ ÖZ DETERMİNİZMİ NEREDEN GELMEKTEDİR? EKONOMİ İNSAN FAALİYETİ DEĞİL MİDİR, ÜRETİM DEĞİL MİDİR, DOĞAYA HÂKİM OLMAK VE DAĞITIMDAN DAHA İYİ BİR PAY ALMAK İÇİN MÜCADELE MÜCADELE VE ÖZELLİKLE SINIF MÜCADELESİ DEĞİL MİDİR? VE EĞER BÜTÜN BU İNSAN ÇABALARI, ENERJİSİ BELİRLENMİŞ OLARAK DÜŞÜNÜLEBİLİYOR SA, OLAYLARIN GİDİŞİNİ HIZLANDIRMAK İÇİN DEVRİMCİ İRADEYE DEVAMLI ÇAĞRILAR NEDEN?”(GURVITCH/ sosyoloji ve felsefe kitabından aktarım/DERLEYEN; KADİR CANGIZBAY)

GURVITCH BURADAKİ BU SORGULAMASINI ERKEN YAŞTA, MARX VE LENİN OKUMLARINDAN SONRA YAPACAKTIR. ASLINDA BU TÜRDEN BİR YAKLAŞIMI BENZER YAŞLARIMDA, AYNI ESERLERİ OKUMUŞ OLDUĞUMUZDAN, KENDİ ZİHNİMDE BENDE BULUYORDUM. DOĞRUSU “ARTI DEĞER” TEORİLERİ İLE MARX, BENİ DE HEGEL’E YÖNLENDİRMİŞTİ.  MARX’IN EKEONOMİ SORGULAMASINDA TEMEL ALAN TARİHSELLİK SÜRECİ, İNSANIN MADDİ OLGULAR DÜNYASINDA YER EDİNMİŞ OLAN BİLİNÇLENME DÖNEMİNE İŞARET EDER. EKONOMİ BU YÜZDEN NESNEL BİR DÜNYA TASAVVURU İÇİNDE ÖNEMLİ BİR ZEMİNE HÂKİMDİR.

EKONOMİ POLİTİK AYNI TEMEL ZEMİNE SAHİP OLDUĞUNDAN İKTİSAT BİLİMİ, ASLINDA BİR SİYASET BİLİMİNİN YORUMLANMASIDIR; BELLİ BİR SÜRE İÇİNDE! ENDÜSTRİ ÇAĞI SADECE EKONOMİYİ DEĞİL, TOPLUMSAL VE BİREYSEL OLAN NE VARSA HER ALANI KENDİ ETKİSİ ALTINA ALMAKTA GECİKMEYECEKTİR. BU ALANDA İKTİSAT BİLİMİ DAHA DA KARMAŞIKLAŞARAK KENDİ TARİHİ BİLİNÇLENMESİNE ERİŞECEKTİR.

“MİLLETLERİN ZENGİNLİĞİ” BİR ESER OLARAK İKTİSAT BİLİMİNDE ÖNCÜ OLARAK KABUL EDİLİR, BU ESER SADECE BİR İKTİSAT BİLİMİ AÇISINDAN DEĞİL, TOPLUMSAL DÖNÜŞÜMLERİN SOSYOLOJİ BAĞLAMINDA İRDELENMESİ ADINA DA İLGİNÇ GELİR BANA. ESERİN BİZATİHİ ÖNEMİ BURADANDIR, YOKSA İKTİSAT BİLİMİ ÖRNEĞİN RİCARDO İLE YA DA KEYNES İLE ÇOK DAHA BİLİMSEL BİR VECHEYE SAHİPTİR. MARX, İKTİSAT BİLİMİNİ TARİHSEL DÖNÜŞÜM İÇİN KULLANMIŞTIR VE ONUN GÖSTERMEK İSTEDİĞİ, MATERYALİST BİR TARİHSEL DÖNÜŞÜMDÜR. BURADA YER ALAN BİLİNÇLENMEYİ ANLAMAK İÇİN HEGEL’İN TEZLERİNE VE ÖZELLİKLE FEUERBACH ÜSTÜNE EĞİLMEK GEREKİR. MARX BURADAN HAREKETLE TARİHSEL BİLİNÇLENMEYE GİDECEKTİR.

MEŞHUR “ELEŞTİREL TEORİ” BU TÜRDEN SORGULAMALARIN IŞIĞINDA GENİŞLEYECEK VE KENDİ İLKESEL BİÇİMLERİNE İLERLEYECEKTİR. BU TEORİDE HEMEN HER TÜRDEN KONU BAŞLIKLARINA SORGULAMALAR OLDUĞU İÇİN, GENİŞ BİR “BİLGİ BİRİKİMİNE” SAHİPTİR. SOSYOLOJİ BİR YANA EKONOMİ, SANATSAL VE BİREYSEL ALANLARDA DA SORGU İÇİN İRDELENMESİ GEREKİR. ÇEŞİTLENEN VE BOLLAŞAN NESNEL ARAÇLAR, İNSAN VE TOPLUM İLİŞKİLERİNDE ÇEŞİTLİ YANILGILARA NEDEN OLACAKTIR. ÖRNEĞİN SANAT, ESTETİK, EMEK, PSİKOLOJİ BU TÜRDEN YANILGILARIN KONU BAŞLIKLARINA SAHİP DİSİPLİNLERDİR. BU ANLAMDA ADORNO’NUN “KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ” TEZİNİ ÖNEMSİYORUM. ÖTE YANDAN MARCUSE’UN “TEK BOYUTLU İNSAN” POLEMİĞİ BU BİLİNÇLENME İÇİN ÖNEMLİ BİR SORGUDUR.

İKTİSAT TARİHİ KÜLTÜREL BİÇİMLENMELERİ ANLAMAK İÇİN OKUNMASI GEREKİR. ZATEN BİR İKTİSAT TARİHİNDEN SÖZ EDERKEN, BU KÜLTÜREL VE SOSYAL YAPILARIN DEĞİŞİMLERİNİ GÖ Z ÖNÜNDE BULUNDURMAK ÖNEMLİDİR. BU ANLAMDA AŞAĞIDAKİ ESERİ, HEM SOSYOLOJİ İÇİN HEM SİYASAL ÇALIŞMALAR İÇİN VE AYRICA, DAHA GENİŞ ANLAMDA, KÜLTÜREL ANALİZLER İÇİN GÜZEL BİR BAŞLANGIÇ ESER OLARAK GÖRÜYORUM.

  • Kategori: Kitap
  • Saat: 28 Eylül 2012 - 14:41
Eylül
2012
26
ORTAÇAĞDA FELSEFE ÜSTÜNE, KİTAP
etiketler: ORTAÇAĞ, FELSEFE, DÜŞÜNCE, DİN, TARİH

“her türlü duyumun bilinci bir önermedir, bir yargıdır. O halde bir duyumu başka bir duyumla kıyaslamak, düşünce yürütmek olur.”(J.J.ROUSSEAU/EMILE kitabından,)

“her dini gelenekten ayrılmayan, rasyonel olarak anlaşılma ve yorumlanma ihtiyacı, BATILILARDA olduğu gibi, müslümanalrda da, Yunan eserleriyle temas ettiklerinde, felsefi-teolojik bir SPEKÜLASYON ortaya çıkardı”(ETİENNE GİLSON-ENNEADLAR KİTABI GİRİŞ BÖLÜMÜNDEN AKTARIMDIR/ZEKİ ÖZCAN)

“ölçüyü aşan her şey zararlıdır. Ama en tehlikelisi ölçüsüz mutluluktur. Beyni uyarır, akla boş hayaller çağırır, yanlış ile doğru arasına kalın bir sis perdesi çeker. Sınırsız veölçüsüz iyiliklerle patlamaktansa, erdemi yardıma çağırıp sonsuz bahtsızlığa katlanmak daha uygun olmaz mı? Açlıktan gelen ölüm pek acı vermez, oburluktan gelirse insan çatlar.”(SENECA)

“köpeğin, sahibinin kendisini döveceğinden korktuğu söylenir ama kendisini yarın döveceğinden korktuğunu söylemeyiz. Neden?”(WİTTGEİNSTEİN)

“bilginin sentetik zenginleşmesinin temelini, KANT’IN yaptığı gibi sentetik a priori bir yargıda değil, güçler olarak anlamların atıl bir toplanışında aramak gerekir.”(JEAN-PAUL SARTRE/VARLIK VE HİÇLİK KİTABI)

(…)

DÜŞÜNCENİN TARİHİ AKILLARIN YORUMLANMASINDAN İBARETTİR. AKILLAR, OLAYLARIN VE OLGULARIN İRDELENMESİDİR VE ZEKÂ, BU İRDELENMEDE NESNEL BİR GÖSTERİM ALANIDIR. İNSAN İÇİN TARİHSEL BİLİNÇ BU GÖSTERİNİN, BU DEĞİŞİMLERİN BELLİ BİR ZEMİNE VE ZAMANA YERLEŞKESİNDEN İBARETTİR. ASLINDA TARİHSEL BİLİNÇ, BİRER AKTARIM OLARAK BİR YANDA DİLİN DİĞER YANDA KÜLTÜRÜN UYGULAYIMIDIR. İNSAN SADECE DÜŞÜNÜRKEN İLERLEMEDİĞİ İÇİN, YAŞAMIN ONA SUNDUKLARIYLA BU DEĞİŞİMİ NESNEL VE SOMUT BİR ALGIYA DÖNÜŞTÜRÜR. ÇÜNKÜ ALGI NESNEL BİR TASARIMDIR AMA BU TASARIM BİLİNCİN ONA DAYATTIĞI TARİHSEL AKTARIM İLE İMKÂN BULUR. O HALDE HER ŞEY İNSANIN BU DEĞİŞİMİNDE ETKİLEYİCİ BİR “ROL” ÜSTLENİR VE ZATEN ROLLER, BU TÜRDEN BİR ANLAMAYI İÇERMİŞTİR.

İNSAN İÇİN DİNSEL OLGULAR İLE DÜŞÜNSEL OLGULAR HER ZAMAN İÇ İÇE DEĞİLDİR. DİNSEL OLGULAR DEMEK YERİNE DİNSEL ARAÇLAR DEMEYİ TERCİH ETTİĞİMİZDE, DİNE BİR AMAÇ YÜKLEMEK YERİNE ONU KURAMSAL ALANDA DÖNÜŞTÜRMÜŞ OLUYORUZ. DİN, OYSAKİ BİR BÜTÜNDÜR VE ONU ANLAMAYI KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN, ONUN PRATİKLERİNE EĞİLMEK GEREKİR. DİNİ İÇSELLEŞTİREN BİRİ İÇİN İMAN, DİNİN TEMELLENDİĞİ BİR ALANDIR. İMAN YÜKSEK BİR GAYEDİR VE ARAÇSALIN BURADA GÖREVİ SONA ERMİŞ OLUR. BU TÜRDEN BİR İÇSELLEŞTİRMEYE ARAÇSALLIKLA ULAŞILAMAYACAĞINDAN, ANLAMAK BİZATİHİ ÖZÜN KENDİSİDİR. ÖYLE İSE DİN İLE İMAN BÜTÜNDÜR!

ORTAÇAĞ DÜŞÜNÜRLERİNDE BU BÜTÜNLÜKTE BİR YANLILIK SÖZ KONUSUDUR. ORANIN DÜŞÜNCE İKLİMİNDE İMAN, HER ŞEYİN TEMELİNDE YER ALIYORDU VE İNSANLAR, DOĞAYI BİR AYRIM İÇİNDE DEĞİL, BİRLİK İÇİNDE GÖRME ÇABASINDAYDILAR. BU EN TEMELDE ZATEN İMANİ BİR YANILGIDIR. İMAN EN ÜSTTE YER ALIR VE İNSANLAR BU YÜCE BİLİNCE ERDİKLERİNDE MÜMİN OLMUŞTUR.

AŞAĞIDAKİ ESERDE ETİENNE GİLSON, ORTAÇAĞIN BU DÜŞÜNCE İKLİMİNE EĞİLMİŞTİR. ORTAÇAĞDA FELSEFE, ÇAĞIN İKLİMİNİ ANLAMAK İÇİN DİKKATLE OKUNMASI GEREKEN BİR ÇALIŞMADIR.   

  • Kategori: Kitap
  • Saat: 26 Eylül 2012 - 15:30