Arama Motoru
Kategoriler
Müzik Köşesi
Resim Köşesi
"FELSEFE ÜSTÜNE NOTLAR": 35. BÖLÜM
  • Kategori: Felsefe
  • Tarih: 04 Ocak 2015

KUŞAK AYRIMLARININ TOPLUMSAL, POLİTİK, EKONOMİK VE KİŞİSEL FARKLILIKLARI

 

Kuşaklar arası farklılıkların genel özelliklerine baktığımızda toplumsal olgu ve olayların değişkenlikler göstermekle bu farklılıkların doğrudan etkilenmiş olduğu yönündedir. Yukarıda kısmen vurgulanarak gösterilmek istenen geleneksel ile modern ayrımların toplumsal olayların etkisinde olduğu yönündedir. Doğrusu “x”, “y” ve “z” kuşaklarının ayrımlarını da benzer biçimlerle göstermek mümkündür. 1950’li yıllarla birlikte yeni bir değişimler sürecine giren dünya insanları iki şeyi yaşamlarında sürekli görmeye alıştılar; ilki teknolojinin ürünleri ve diğeri yaşamın düzenliliği yönünde ki kategoriyel biçimleşmesidir. Diğer anlamda 1980’li yılların gelişim aşamalarına kadar insanların ideolojik, toplumsal ve biçimsel yönleri yaşamlarında oldukça ağır basarken, bu süreçten günümüze kadar olan nesiller için asıl konu eğitim ve bireyci algılarıdır. Bu durum karşısında aile kavramında meydana gelen değişimlerin de önemle izlenmesi gerekmektedir. Bunun bir önemli nedeni, ataerkil ailenin küresel dünyada etkisinin ciddi bağlamda kırılmış olmasıdır. Bütün bu değişimlerin bir şekilde 1960’lı yılların meydana getirdiği kırılmalardan kaynaklandığı gözlemlenmektedir.[1] Modern sürecin bu iki temel ayrımda ele alınması aynı zamanda kuşaklar arası farklılıklarında bir nedeni olmaktadır.

Buradan hareketle 1980 öncesi “x” ve kısmen “y” kuşakları ile 2000’li yılların başlangıcında daha belirgin biçimde kendini gösteren “z” kuşağı arasında bir ayrım yaparken sosyal ve toplumsal değişimlerinde etkinliği göz önünde olmalıdır. Bu değişimlerde teknolojinin ve bunun aracılığında iletişimin vurgulanması çok yerinde olacaktır. Bu sözü edilen kuşaklar arasında belirgin ayrımlar gözlemlenmektedir. Şöyle ki;[2]

“x” kuşağı belli oranda ideolojilerin yoğun olduğu ve kendisinden önceki “sessiz kuşak” olarak bilinen savaş toplumunun sesi olarak görülebilir.

“Y” kuşağı daha yoğun olarak teknolojiyi tanımış ve daha cesur ve adalet merkezli, insancıl ve yönetici kesimleri oluşturmaktadır.  

“z” ya da milenyum kuşakları hakkında bilgiler tazedir ve onların bir şekilde 21. Yüzyılın ikinci yarısında etkili olacağı gözlemlenmektedir. Bu son kuşak belliki yaşamlarında daha çoğulcu, hızlı, aktif ama sadakat yoksunu ve otorite karşıtı tutumlar sergilemeye hazırdırlar.[3] Böylesi bir yönelimde bireysel bir değer arayışı gözler önündedir. Bunun belli sebepleri var ve içine doğdukları çevre genel anlamıyla daha çok risk kavramı üstüne inşa olunmuş durumdadır. Bu kuşağın diğer adıyla “kırılgan” olmasının anlaşılır nedenleri var; her şeyden önce “otorite” karşıtıdırlar. Çevreci olmaları zorunludur.

Bu ayrımlarda karşımıza çıkan temel kavram uyum sorunudur. Gerçek şu ki yaşamın hemen her alanında teknolojiyle iç içe olan yeni nesil ile teknolojiden yoğun biçimde yoksun olarak yetişmiş ve bu bağlamda zorluklarla yaşamı geçirmiş olan “x” kuşağı derin farklılıklar taşımaktadırlar. Bu temel değişimler eğitim, sosyal kültür, ekonomik ve politik farklılaşmalarla kendini açığa çıkarmaktadır. Kuşaklar arası farklılıklar aslında evrensel algıların farklılıklarıdır da. İletişim çağının temel argümanı katılımcılıktır ve yeni nesil kısa zamanda kaynaşma özelliğine sahiptir. Bu süreci kolaylaştıran belliki ağ teknolojileridir. Aslına balkırsa bu süreci izlerken konuyu yönetsel ve toplumsal değişimler açısından da görmek gerekmektedir. Yönetimin temel konularından ikisi ‘güç’[4] ve ‘iktidardır.’[5] Bu ilişki de yer alan temel buluşma yasalar üstündedir ve bu bağlamda devlet, yasalara saygıyı muktedir kılma aygıtı olarak da okunabilir.[6] Devletin burada ki temel ereği hakkın ortaya çıkması olarak modern dönemde yorumlanmıştır.[7] Doğrusu 80’li yılların getirdiği yeni kamu yönetimi bu bağlamda daha yerelci ve daha katılımcı olma yönünde değişimler içermektedir. 1970’li yıllara kadar geçen dönem içinde refah devleti, 70’li yılların getirdiği ekonomik kriz ile birlikte önemini kaybetmiş[8], yeni bir dönem olarak 80’li yıllar neoliberal karşı devrimle küresel (idari yönetim) dönemi başlatmıştır.[9] Böyle bir dönemde Yeni Kamu Yönetimi (YKY), bilgiye dayalı bir ekonomik sistemde, verimliliğin artması adına refah devletinden daha avantajlı bir görünüm arz etmektedir. Çünkü ekonomik verimlilik, rekabetin artmasına ya da üretimde kalitenin yükselmesi gibi Saiklere bağlıdır.[10] Buradan yerellik bilincinin önemi de doğuyor ve bu noktada küreselleşmenin etkisi önemlidir[11] ve bu etki ulus-devlet imgelemine eleştirel bir bakış da sağlıyor. Küreselleşme sürecinin hızlandığı 80 sonrası dünyada yerel hareketlenmelerin ve özellikle etnik ve dinsel cemaatlerin etkinleştiği bir dönem olarak ulus-devletlerin meşruiyet krizine neden olduğu belirtilmektedir.[12] Diğer yandan ise küreselleşme aslında yerelleşme ile aş-zamanlılık içinde vardır ve gerçek bir homojenleşmenin olamayacağı noktasında yer alan görüşlerdir.[13] Gerçek şu ki, 20. Yüzyılın ikinci döneminden sonra insan, artık, iletişimsel bir olgu olarak dönüşüm yaşamıştır[14] ve iletişim araçlarının aracılığında 20. Yüzyıl küresel bir çağ olarak hak ettiği konumda yerleşmiş olacaktır. D. BELL’İN tezlerinde[15] olduğu gibi sanayi sonrası dönem olarak bilgi toplumu, modern-ulus devletlerin projeksiyonuna kapsamlı bir eleştiri olarak okunabilir. Bir diğer eleştiri ise postmodern teoride yer edinen iletişim temelli yaklaşımlar olarak değerlendirilebilir.[16] Bu değişimler elbette kendine özgü nesiller için yeni bir çevre kültür yaratmış oluyordu. Aslına bakılırsa kuşaklar arası değişimler ya da farklılıklar, evrensel değişimlerin eşliğinde kendini açığa çıkarıyor.  

Söz konusu farklılıklar yaşamın her alanında kendini göstermektedir. Yeni nesil kuşakların iş yaşamında etkinlikleri çok daha aktif ve hızlı olmayı gerektirmektedir. Bu döneme ilişkin karşılıklılık ve inovasyon sürecinin etkileşimci olması bağlamında nesiller üstünde derin nüfuz ettiği bir gerçektir. Söz konusu sürecin merkezinde yer alan iletişim, ‘insanlar arasında gelişen ilişki veya etkileşim biçimi olarak toplumsal bir eylem’[17] olmanın dışında, bireyin, dizgeye karşı bir eylemidir. Burada “iletişimsel-eylem”[18] bireyin dizgeye karşı bir müdahalesidir. Bu müdahale toplumsal yapıların ya da dizgesel oluşumlarında ayrıca sorgulanması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda konuya eğildiğimizde “y” kuşağı ve onun daha üst bir versiyonu olarak yerleşen “z” kuşağı ve onun türevleri olarak indigo ve kristal çocuklar, tamda bu yeni iletişim çağında anlamlı bulunabilir durumdadır. Buraya kadar gelinen noktada gördüğümüz üzere nesillerin değişimi aynı zamanda yaşam evreninin de değişimiyle birlikte anlamlı olmaktadır. Öyle ise yeni nesillere ilişkin pazarlamadan politikaya ve eğitime kadar bir dizi yeni sorgular ve cevaplar aranması gerektiği bir gerçektir. Aslında göstermek istediğimiz de bu yöndedir. Yönetsel anlamda değişen paradigmalar yeni bir dünya imgelemi yaratmaktadır. Bu yeni paradigma içinde bürokrasi ve bireyler arası ilişkiler eski statik konumundan daha dinamik ve etkileşimci boyuta doğru değişim göstermiştir. “bekçi devlet” yerini “uyumayan/dinamik” devlete bırakırken, “a-sosyal” devletten “sosyalleşebilen” devlet imgesine sahip oluyoruz. Yeni nesil için böylesi bir değişim zemin oluşturmaya tam uygunluk içindedir. Bürokratik yapı, 1970’li yıllardan itibaren piyasanın işlevsel mekanizmaları ile ikame edilmeye çalışılmış,[19] bu temel etkiyle de, küresel ekonominin varlık kazanmasına olumlu yönde etki etmiştir. Bürokrasinin yönetsel araçları, vatandaşların isteklerine karşı hizmet üretirken yaşadığı engelleri minimum düzeye indirirken aynı zamanda da ‘kamusal hizmet kalitesini de arttırmaya başlamıştır.’[20] Bu sürecin genel anlamda karşıladığı kavram Yönetişim[21]’dir.  İşte yönetimden yönetişime geçilen bir paradigma içinde yeni nesil kendi iktidar güçlerini de oluşturacaklardır. Burada genel ve merkezi yapının yerini daha yerel bir biçime terk ettiğine de önemle dikkat etmek çekmek istiyorum.  ‘Yerellik[22] ilkesi Avrupa toplumlarının tarihsel gelişiminde gözlemlenebilir. Söz konusu ilke, tarihsel gelişimi ve devlet geleneğindeki yeri itibariyle, Avrupa’ya aittir.[23] Örneğin günümüz itibariyle İngiltere’de yerel yönetimler, yerel meclisler tarafından yönetilir. Yerel yönetimlerde doğrudan halk tarafından seçilen bir başkan yoktur. Burada başkan, meclis içinden seçilir. Burada dikkat çeken nokta halkın bağımsızca kendisini yönetmesidir. Böyle bir yönetimden beklenen katılımcılıktır. Güç ve bağımsızlık verilen yerel yönetimler de yurttaşlar katılımcı olurlar.[24] Katılımcılığın etkin olduğu bu yeni dönem içinde yeni nesillerin aktivitesi ve onların yaşamla olan bağlamları özel bir anlama karşılık gelmektedir. Bu yeni nesil günümüz Türkiye’si içinde %25 gibi ciddi bir rakama karşılık geliyor ve temel de “para” için çalışmak yerine kendi istekleri doğrultusunda bir şeyler yapmayı tercih ediyorlar.[25] Bu tarz da bir eğilim ile inovasyon sürecinin desteklendiği ortadadır. Yeni neslin en etkin ortak yanları ise bu etkileşimci, kaynaşmacı ve hızlı olmaları yönündeki eğilimleridir. Zaten 80’li yıllar sonrası dünya hızlı olanın kazandığı ve daha öne geçtiği bir süreci karşılıyor. Bunun kavramsal adı ise “strateji” ile karşılık buluyor. Yukarıdan bu yana anlatılmak istenen yanıyla yeni nesiller aslında yeni bir paradigma içinde kendini öne çıkarmış oluyor. Bu sürecin elbette kuşak farklılıkları olarak anlaşılması pek tabidir.

 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

 

 80 sonrası dönemde meydana gelen politik, ekonomik, ticari ve teknik değişimler, ‘büyük balığın küçüğünü yuttuğu bir dünyadan, hızlı balığın yavaş balığı yuttuğu’[26] bir dünya sahnesine geçtiğimizin en açık göstergeleridir. Bu yenidünya imgelemi içinde yetişen nesillerin farklılıkları çok açık bir biçimde gözlemlenmektedir. Burada temel vurgumuz sosyal ve kültürel çevre de değişen koşullar eşliğinde nesillerin de değişimler yaşadığı olmuştur. Nesillerin bu değişimleri onların önceki dönemlere ilişkin nesillerden farklılıklar taşıması, dönemsel değişimlerle paralellikler arz etmektedir. Temel ayrımları şu kavramlarla gözlemiş olduk;

Katılımcılık,

Çabuk kaynaşma ve inovasyon,

Teknolojik ve hızlı,

Otorite karşıtı ve çalışma isteği ve hazza dair eğilim,

Stratejik ve cesur,

Yönetici olmaya dair daha atılgan,

Çabuk iş değiştiren ve bu bağlamda gelenekçi tutumdan uzak,

Sadakat duygusu zayıf ve çoğulculuğa yatkın,

Daha ince duygulara sahip,

Daha eğitimli ve çocuk olmayı yaşamın merkezinde yaşama imkânına sahip olmuş,

Ve nihayet çok daha isyan yüklü bir değişimler dizisine sahipler. Bu değişimler aslında dönemsel değişimlerinde bir neticesi olarak gözlemlenmiştir. Her şeyden önce bir “x” kuşağı ile “z” kuşağı arasında en bariz ayrımlardan bir tanesi çevre faktörüdür. Doğallığın yıprandığı ve yaşamın daha kırılgan, daha kuramcı olduğu bir çevrede yaşıyoruz. Bu bağlamda sanattan tüketime, eğitimden bilgiye ve bilginin edinme yollarına ve nihayet yönetsel değişimlere kadar çok daha nahiv bir çevre içinde yaşam buluyoruz. İndigo çocukların bu süreçte daha etkin bir ilgiye ihtiyaç duymalarını anlamlı buluyor ve bunu, toplumsal olarak ıskaladığımızı gözlemliyorum.

 

“BİR İNDİGO-Y OLDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM”

 

            Yukarıda ki tespitime kendi açımdan açıklık getirmeyi denemek istiyorum. Lise çağlarımda içinde geliştiğimiz eğitim sistemiyle uyuşamadığımı fark etmiş birisi olarak okuldan uzaklaşmış, felsefeye ve sosyal teorilere eğilim göstermiştim. Bunun belirleyici noktası eğitimcilerin, filozoflardan farklı olarak daha basit ve ezberci düşünceleri olduğunu çok zamanlar sonra fark etmiş olmamdır. Bugün, bırakınız pişman olmayı –okulu astığım için –keşke hiç liseye gitmeseydim de sadece kitapları okuyup diplomaları dışarıdan alsaydım diyorum. Okul eğitimlerinin çocukluk yaşlarımızın en dikkate değer zamanlarında baskı altına aldığını net biçimde gözlemlediğimi düşünüyorum. Bu ülkenin şimdiki nesillerinin (yani “y” neslinin hâkim olduğunu düşünerek) bu baskı ile daha çok uyumlulaştırılmış olmaları acı bir gerçektir. Bu eğitim otoritesine karşı gelerek kütüphanede vakit geçirmiş birisiyim. Yaklaşık 23 yıldır arşivleriyle uğraşan ve bunları web sitemde (www.suleymanogrekci.com) yayan birisi olarak bir indigoyum ve ayrıca “y” kuşağının da genel hatlarından ayrıldığım için, bir “indigo-y” olduğumu düşünüyorum. Çoğulcuyum, paylaşımcıyım ve çabuk kaynaşıyorum. Ayrıca anarşist bilgi felsefesine taraf bir tarza sahip olduğumu görüyorum. Kitaplarla ilgili serüvenim kendi kuşağımla her zaman bağdaşmıyor ama belli ölçüde onların içindeyim. Ne var ki “x” kuşağının da benzer etkilerini yaşadığımı görüyorum. Gelenekçiyim ama tutucu değilim! Bu bağlamda “y” ve “z” kuşaklarının bir takım değişimlerini eleştirel bir değerlendirmeyi hak ettikleri kanaatindeyim. Toplumsal değişimlere inanıyorum ama değişim, muhafazakârlığı yadsıyan bir kavram değildir ve bu yönde de ayrıksı bir zorlanma içine sokulmamalıdır. Kırılganlık bağlamında “ataerki” bir topluma uyumlu değilim, daha nahiv ve daha esnek bir sezgiselliğe sahip olduğum kanaatindeyim. Özgürlük, tarafımca, üstünde tartışılması gereken bir konu olarak değil yayılıp güncellenmesi gereken bir pratik olarak anlaşılmaktadır. Bunun en açık eylemi “paylaşımcı” olmaktır. Gerçek şu ki ötekileştiren bir toplumda hakikate ulaşılamaz.    

 

   

 

 

KAYNAKÇA

 

 

1)      AHMET YEŞİL, İNTERNET ORTAMINDA TİCARET, KUM SAATİ YAYINLARI,

2)      ALEX DE TOCQUEVİLLE, AMERİKAN DEMOKRASİSİ, YETKİN YAYINCILIK, 1994,

3)       ALAIN TAOURAINE, modernliğin eleştirisi, Çeviri: Hülya UĞUR TANRIÖVER, YKY yayın, 2012.

4)      ALAIN TOURAINE&CLAUS OFFE ve diğerleri, Yeni sosyal hareketler –teorik açıklamalar, kaknüs yayınları, yayına hazırlayan KENAN ÇAYIR, 1999/ İstanbul.

5)      ALFRED WEBER, Felsefe Tarihi, Çeviri: H. VEHBİ ERALP, Sosyal Yayınları.

6)      ANTHONY GIDDENS, SOSYOLOJİ, Bölüm Çeviri: HÜSEYİN ÖZEL, Kırmızı Yayınları, 2012,

7)      ANTHONY GİDDENS, Üçüncü Yol Ve Eleştirileri, Çeviri Nihat ŞAD, Phoenix, 2001

8)      ARMAND MATTELART, iletişimin dünyasallaşması, iletişim yayın, çeviri: Halime YÜCEL, 2013.

9)      AYCAN TÜRK, Y KUŞAĞI, KAFEKÜLTÜR YAYINCILIK, 2013

10)  BEATRİZ COLOMİNA, Mahremiyet Ve Kamusallık –Kitle İletişim Aracı Olarak Modern Mimari, Çeviri: A.UFUK KILIÇ, Metis Yayın,

11)  BEN DUPRE, Gerçekten Bilinmesi Gereken 50 Felsefe Fikri, Domingo Yayın.

12)  BERNARD RUSSELL, Sorgulayan Denemeler, Çeviri: N. ARIK, Say Yayın. 

13)      BERTRAND RUSSELL, Aylaklığa Övgü, Çeviri: M.ERGIN, Cem Yayın Evi,

14)  BERTRAND RUSSELL, İktidar, Çeviri: M.ERGİN, Cem Yayınevi,

15)  Bilal CANATAN, Yerellik İlkesi, Galeri Kültür Yayınları, 2001,

16)  BKNZ: NEİL POSTMAN, Teknopoli –Yeni Dünya Düzeni, Çeviri: M.EMRE YILMAZ, Paradigma Yayınları,

17)  C. FREEMAN Ve L. SOETE, Yenilik İktisadı, Çeviri. E. TÜRKCAN, TÜBİTAK YAYINLARI

18)  CHRİS HORNER –EMRYS WESTACOTT, Felsefe Aracılığıyla Düşünme, Çeviri; A.ARSLAN, Phoenix Yayın,

19)  ÇİĞDEM KAĞITÇIBAŞI, BENLİK, AİLE VE İNSAN GELİŞİMİ –KÜLTÜREL PSİKOLOJİ, KOÇ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI.

20)  ÇİĞDEM KAĞITÇIBAŞI, İnsan Ve İnsanlar, Evrim Yayın Evi, 9. Baskı,

21)  D.MCQUAİL –S.WİNDAHL, İletişim Modelleri, İmge Kitapevi, Çeviri; K.YUMLU,

22)  DANİEL G. BATES, 21. Yüzyılda Kültürel Antropoloji –İnsanın Doğadaki Yeri, Çeviri Edit: S.AYDIN, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,

23)  DER: HÜSAMETTİN ARSLAN, İnsan Bilimlerine Prolegomena –MARTİN HEİDEGGER, Dilin Doğası, Paradigma Yayın,

24)  DER/ÇEVİRİ: DOĞAN ÖZLEM, Günümüzde Felsefe Disiplinleri,  İnkılâp Yayınları

25)  DER: MEHMET KÜÇÜK, Modernite Versus Postmodernite, ANDREAS HUYSSEN, Postmodernin Haritasını Yapmak, Çeviri: M. KÜÇÜK, Say Yayın,

26)  DER: MENAF TURAN, Bölgesel Kalkınma Ajansları –Nedir, Ne Değildir? FARUK ATAAY, BKA Tasarımının ‘Kalkınma’ Anlayışı Üzerine, Paragraf Yayın,  

27)  EDİT. AYSEN TOKYOL –YUSUF ALPER, Sosyal Politika, A.BOZKIR SERDAR, Sosyal Politika Kavramı, Tarihsel Gelişimi Ve Türkiye, DORA YAYIN,

28)  EDİT: ABDULLAH TOPÇUOĞLU&YASİN AKTAY, POSTMODERNİZM VE İSLAM, KÜRESELLEŞME VE ORYANTALİZM, ROLAND ROBERTSON, Glokalleşme: Zaman-Mekân Ve Homojenlik-Heterojenlik, Vadi Yayın.

29)  EDİT: AHMET TARCAN, BEHÇET ORAL, İNTERNET VE EĞİTİM, ANI YAYINLARI, 2005

30)  EDİT: MUSTAFA AYDIN, SİSTEMATİK AİLE SOSYOLOJİSİ, AHMET GÖKÇEN, AİLE TÜRLERİ VE BAŞLICA AİLE SINIFLANDIRMALARI, ÇİZGİ YAYIN EVİ.

31)  EDİT: SİBEL A.ARKANOÇ, Doğunun Ve Batının Yerelliği, IVANA MARKOVA, Sosyal Temsiller Ve Demokrasi, Alfa Yayın,

32)  ERGUN TÜRKCAN, DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE BİLİM, TEKNOLOJİ VE POLİTİKA, İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI, 2009,

33)  ERIC HOBSBAWM, Devrim Çağı -1789-1848- Çeviri M.SİNA ŞENER, Dost Kitap Evi, 2012

34)  ERICH FROMM, Sağlıklı Toplum, Çeviri: Y.SALMAN –Z.TANRISEVER, Payel Yayın.

35)  EUGENE LUNN, Marksizm Ve Modernizm –Lukacs, Brecht, Benjamin Ve Adorno Üzerine Tarihsel Bir İnceleme, Çeviri. Y. ALAGON, Dipnot Yayın,

36)  F. BRAUDEL, Uygarlıkların Grameri, Çeviri: M. ALİ KILIÇBAY, İmge Yayın

37)  FREDERICK BETZ, Teknolojik Yenilik Yönetimi –Değişimle Gelen Rekabet Avantajı, Çeviri: P. GÜRAN, TÜBİTAK Yayınları.

38)  G.DELEUZE & F.GUATTARI, FELSEFE NEDİR? ÇEVİRİ: TURHAN ILGAZ, YKY Yayın.

39)  GEROGE RITZER –J.STEPNISKY, Çağdaş Sosyoloji Kuramları, Çeviri; IRMAK E. HOWİSON, De Ki Yayınları.

40)  GEROGE RİTZER, Büyüsü Bozulmuş Dünyayı Büyülemek, Çeviri Şen SÜER KAYA, Ayrıntı Yayın, 2011

41)  HAMDİ AKVERDİ, HİTABET SANATI- TEKNİK VE PSİKOLOJİSİ, ULUS BASIM EVİ, 1937

42)  HANS REİCHENBACH, Bilimsel Felsefenin Doğuşu, Çeviri: C.YILDIRIM, Remzi Kitapevi.

43)  Http://Www.Bugun.Com.Tr/Y-Kusagi-Yazisi-704123, 31.12.2014. Saat: 17; 54.

44)  Http://Www.Dunya.Com/Kusaklar-X-Y-Z-Diye-Ayristi-Pazarlamacilarin-Kafasi-Karisti-151507h.Htm, 31.12.2014. Saat: 18: 01

45)  Http://Www.Dunya.Com/Kusaklar-X-Y-Z-Diye-Ayristi-Pazarlamacilarin-Kafasi-Karisti-151507h.Htm, 31.12.2014. Saat: 18; 43.

46)  Http://Www.Egitimpedia.Com/Kariyer-Ve-İnsan-Kaynaklari/X-Y-Z-Kusaklari, 31.12.2014, Saat: 17.46.

47)  Http://Www.Hrm.Com.Tr/Milenyum-Kusagi-Neleri-Degistirecek/, 31.12.2014. Saat: 18; 47.

48)  Http://Www.Milliyet.Com.Tr/-X-Kusagi-İktidari/Dunya/Haberdetay/11.10.2010/1299648/Default.Htm, 31.12.2014, Saat: 13;03.

49)  Http://Www.Milliyet.Com.Tr/Y-Kusaginin-Ozellikleri-Teknolojik-Egitimdunyasi-1788117/ 31.12.2014. Saat: 13;29.

50)  Http://Www.Yaprakozer.Com/2011/05/17/En-Yeni-Nesil , 01.01.2015. Saat: 11: 58.

51)  HÜSEYİN BAL, İletişim Üzerine Sosyolojik Yaklaşımlar, Fakülte Yayın Evi, 2010

52)  J.JOACHİM WİNCKELMANN, Antikçağ Sanat Tarihi, Çeviri: O.ÖZÜGÜL, Say Yayın, Sayfa:

53)  J.LULL, Medya İletişim Kültür, Vadi Yayın, Çeviri; N.GÜNGÖR,

54)  JACOUELINE RUSS, AVRUPA DÜŞÜNCESİNİN SERÜVENİ –ANTİK ÇAĞLARDAN GÜNÜMÜZE BATI DÜŞÜNCESİ, ÇEVİRİ: ÖZCAN DOĞAN, DOĞUBATI YAYIN, 2011.

55)  JACQUES ELLUL, Teknoloji Toplumu, Çeviri Musa CEYLAN, Bakış Yayın, 2003,

56)  JEAN-NOEL JEANNENEY, başlangıcından günümüze medya tarihi, çeviri; E.ATUK, YKY yayın,

57)  JHON SEARLE, Zihnin Yeniden Keşfi (Zihin Felsefesi), Çeviri: M. MACİT, Litera Yayın,

58)  JHON SEARLE, Bilinç Ve Dil, Çeviri: M.MACİT –C.ÖZPİLAVCI, Litera Yayın.

59)  JOHN W. MURPHY, POSTMODERN SOSYAL ANALİZ VE POSTMODERN ELEŞTİRİ, ÇEVİRİ: H.ARSLAN, PARADİGMA JON ELSTER, Sosyal Davranışı Açıklamak, Çeviri; O. SEVİMLİ, PONEİX Yayın.

60)  JOHN B. THOMPSON, ideoloji ve modern kültür- kitle iletişim çağında eleştirel toplum kuramı, çeviri İdil ÇETİN, dipnot, 2013.

61)  KEES VAN DER RIJL, Küresel Rekabetler, Çeviri: K.KURUL, İmge Yayınevi. 

62)  LEE CARROLL&JAN TOBER, İNDİGO ÇOCUKLAR –YENİ ÇOCUKLAR GELDİLER, AKAŞA BESTSELLER YAYIN, ÇEVİRİ: SEMRA AYANBAŞI, 2012:

63)  LEO STRAUSS, Politika Felsefesi Nedir? Çeviri: SOLMAZ Z.HÜNLER, Paradigma Yayın.

64)  LOUISE A. HITCHCOCK, Kuramlar Ve Kuramcılar –Çağdaş Düşüncede Antik Edebiyat, Çeviri: S. PEKŞEN, İletişi Yayın,

65)  M. FEATHERSTONE, Post Modernizm Ve Tüketim Kültürü, Ayrıntı Yayın

66)  M.İLİN&E.SEGAL, İnsan Nasıl İnsan Oldu, Çeviri A. ZEKERYA, Say, 2010

67)  MAHFİ EĞİLMEZ&ERCAN KUMCU, Ekonomi Politikası, Remzi Kitapevi,

68)  MANUEL CASTELLS, ENFORMASYON ÇAĞI: EKONOMİ, TOPLUM VE KÜLTÜR –İKİNCİ CİLT: KİMLİĞİN GÜCÜ, ÇEVİRİ. EBRU KILIÇ, İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI, 2008.

69)  MARGARET M. POLOMA, ÇAĞDAŞ SOSYOLOJİ KURAMLARI, ÇEVİRİ: H.ERBAŞ, PALME YAYINCILIK.

70)  MARTIN GESSMANN, İnsanın Gerçek İhtiyaçları Üzerine, Çeviri H.YAMAN, Avesta, 2011,

71)  MARTİN HEİDEGGER, Varlık Ve Zaman, Çeviri: KAAN H. ÖKTEN, Agorakitaplığı,  

72)  MEHMET AKTEL, Küreselleşme Ve Türk Kamu Yönetimi, Asil Yayın Dağıtım, 2003,

73)  Metin L.BAYDAR/Hüseyin GÜL/Ata AKÇİL, Bilimsel Araştırmanın Temel İlkeleri, SDÜ Yayınları,2009.

74)  MICHAEL LAITMAN, Yeni Ekonominin Yararları, Çeviri. Bnei Baruch Eğitim Ve Araştırma Enstitüsü,

75)  MUHİTTİN ADIGÜZEL, Teknolojinin Küreselleşmesi, Nobel Yayın,

76)  MUSTAFA ÖKMEN&BEKİR PARLAK, Yerel Yönetimler –Kavramlar, Yaklaşımlar, Mevzuat- Orion Kitap Evi,

77)  MERYEM KORAY, Sosyal Politika, İmge Yayın

78)  NİHAT NİRUN, SİSTEMATİK SOSYOLOJİ YÖNÜNDEN AİLE VE KÜLTÜR, ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ YAYIMI SAYI: 73/ 1994 ANKARA.

79)  PİERRE BRİZON, EMEĞİN VE EMEKÇİLERİN TARİHİ, ONUR YAYINCILIK, ÇEVİRİ: CEMAL SÜREYA, 1977,

80)  RAYMOND ARON, Sanayi Toplumu, Çeviri E. GÜRSOY, Dergâh Yayınları, 1978.

81)  R.W.McCHESNEY&E.M.WOOD&J.B.FOSTER, kapitalizm ve enformasyon çağı, modernizm, post modernizm ya da kapitalizm, WOOD, çeviri N.S.ÇINGA/E.BALTACI/Ö.YALÇIN, epos, 2003,

82)  ROBERT NOZİCK, Anarşi, Devlet Ve Ütopya, Çeviri: A.OKTAY, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

83)  RUDOLF ARNHEIM, Görsel Düşünme, Çeviri Rahmi ÖĞDÜL, Metis, 2009

84)  RUŞEN KELEŞ&AYŞEGÜL MENGİ, AVRUPA BİRLİĞİNİN BÖLGE POLİTİKALARI, CEM YAYINEVİ, 2013.

85)  S.N. EİSENSTADT, Modernleşme –Başlıkları Ve Değişim, Çeviri: U. COŞKUN, Doğubatı Yayın

86)  SODEV KOLEKTİF YAYINLARI, SOSYAL DEMOKRASİ, Kalkedon BASIM-YAYIN, 2014,

87)  TOLGA KARA, SOSYAL MEDYA ENDÜSTRİSİ, BETA YAYINLARI,2013.

88)  ÜNSAL OSKAY, 19. Yüzyıldan günümüze kitle iletişimin kültürel işlevleri –kuramsal bir yaklaşım, der yayınları,

89)  WALTER J. ONG, sözlü ve yazılı kültür, çeviri Sema P. BANON, metis, 2010.

90)  W.A.HAVILAND&D.WALRATH Ve Diğerleri, Kültürel antropoloji, kaknüs yayın,2008.

91)  W.J.T. MİTCHELL, İkonoloji –İmaj, Metin, İdeoloji, Çeviri: H. ARSLAN, Paradigma Yayın.

92)  Z.BAUMAN&D.LYON, akışkan gözetim, çeviri: ELÇİN YILMAZ, AYRINTI YAYIN.

 

 



[1] MANUEL CASTELLS, ENFORMASYON ÇAĞI: EKONOMİ, TOPLUM VE KÜLTÜR –İKİNCİ CİLT: KİMLİĞİN GÜCÜ, ÇEVİRİ. EBRU KILIÇ, İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI, 2008: 252.

[4] Güç kavramını HOBBES’UN doğal-haklar temelinde geliştirdiği insanlar arası yaşam rekabetinden yorumlayarak, ortak bir uzlaşımcı arayışına borçluyuz. Bu ortak uzlaşı alanı devlettir ve devlet, güçlü olmak zorundadır. Burada devletin mutlak gücünden söz edilir. Uzlaşı/işbirliği her insan için birincil bir önem sahiptir çünkü insanlar, durmaksızın güç kavgasındadır. BKNZ: BEN DUPRE, gerçekten bilinmesi gereken 50 felsefe fikri, Domingo yayın, sayfa: 184-185). Ayrıca BKNZ: LEO STRAUSS, politika felsefesi nedir? Çeviri: SOLMAZ Z.HÜNLER, paradigma yayın, sayfa: 86-87-88). Çağdaş düşünürlerden R. NOZİCK, devletin güç kullanma hakkına dair iki genel başlık sunar: bireyin devlet otoritesine rağmen güç kullanması ve dolaylı olarak grup veya kişinin güç kullanma hakkını sağlayabileceği bir otoriteye sahip olmasıdır. Bu iki durumda devlet, güç kullanma hakkına sahiptir ancak, NOZİCK, ikinci konumda yer alan güç ilişkisine karşı temkinli yaklaşır. Burada ahlakilik ile hukukilik bağlamında devlet yetkisini de ayırmıştır. BKNZ: ROBERT NOZİCK, anarşi, devlet ve ütopya, çeviri: A.OKTAY, İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, sayfa: 56).

[5] BERTRAND RUSSELL, iktidar, çeviri: M.ERGİN, cem yayınevi, sayfa: 35-49). Filozof RUSSELL sözü edilen çalışmasında ‘iktidar biçimleri’ başlığı altında farklı tür iktidarlardan söz eder. Sayfa 37’de devletin zorlayıcı gücüne dikkat çeker. Dikkat çekici olan yasanın devlet tarafından, bir ikna gücü olarak kullanılmasıdır. Bu modern devlet açısından ayırt edicidir. Bizim iktidar vurgumuz yasalarla ilgili olan ayırt edicilik üstünde anlaşılmalıdır.

[6] CHRİS HORNER –EMRYS WESTACOTT, felsefe aracılığıyla düşünme, çeviri; A.ARSLAN, phoenix yayın, sayfa: 200).

[7] ALFRED WEBER, felsefe tarihi, çeviri: H. VEHBİ ERALP, sosyal yayınları, sayfa:212-213). Burada tartışma HOBBES üstünden yürütülmektedir ve ona göre devlet, bir aracı konumundadır ama bu aracılık da güç temel bir arka plan oluşturmaktadır.

[8] EDİT. AYSEN TOKYOL –YUSUF ALPER, sosyal politika, A.BOZKIR SERDAR, sosyal politika kavramı, tarihsel gelişimi ve Türkiye, DORA YAYIN, sayfa.22-23).

[9] KEES VAN DER RIJL, küresel rekabetler, çeviri: K.KURUL, imge yayınevi, sayfa:56).  80 sonrası dünyada ekonomik temelde değişimler oldukça dikkat çekici bir noktaya varmıştır. Ticari işlemlerden, mali ve üretim ilişkilerine kadar küresel ekonomi, kendinden önceki dönemlerden farklı bir “iç içelik” sergilemektedir. Bu sürecin asıl başlangıç noktası olarak 2. Dünya savaşı sonrası çift kutuplu bir ekonomi ve politik dünyası gösterilse de asıl değişim, 70’li yılların korumacı ve devletçi/merkeziyetçi yapının çaresizliği ile gelişen krizler kaynaklık edecektir. İşte bu kriz ortamı, yenidünya imgelemi olarak küreselleşmenin hız kazanması anlamına da gelmiştir. Bu konuda BKNZ: MICHAEL LAITMAN, yeni ekonominin yararları, çeviri. Bnei Baruch Eğitim ve araştırma enstitüsü, sayfa: 22-28).

[10] MANUEL CASTELLS, enformasyon çağı: Ekonomi, toplum ve kültür –ikinci cilt: kimliğin gücü, çeviri: E. KILIÇ, İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, sayfa: 400).

[11] RUŞEN KELEŞ&AYŞEGÜL MENGİ, a.g.e. sayfa:27-28).  Küreselleşme bir yandan “evrensel bir bütünlük” anlamına geliyorsa da diğer yandan “birlikler” ya da bölgeselleşme” anlamına da gelmektedir ve ekonomik bağlamda bu birlikler oldukça yaygınlık kazanmış durumdadır. Söz konusu birleşmeler ve küresel ekonomi de yer alan konumları adına BKNZ: MAHFİ EĞİLMEZ&ERCAN KUMCU, ekonomi politikası, remzi kitapevi, sayfa: 94-97).

[12] SODEV KOLEKTİF YAYINLARI, SOSYAL DEMOKRASİ, AYHAN KAYA, yenidünya düzeni ve sosyal demokrasi, kalkedon BASIM-YAYIN, 2014: 75-76).

[13] EDİT: ABDULLAH TOPÇUOĞLU&YASİN AKTAY, POSTMODERNİZM VE İSLAM, KÜRESELLEŞME VE ORYANTALİZM, ROLAND ROBERTSON, glokalleşme: Zaman-mekân ve homojenlik-heterojenlik, vadi yayın, sayfa: 119-125). Yazarın burada özgün bir tartışması vardır. “glokalleşme” kavramından yola çıkarak küreselleşmeye farklı bir bakış açısın sunmaktadır ve konu, yerel üretim ile küresel algılama ilişkisinin tartışmasını içermiştir.

[14] JACOUELINE RUSS, AVRUPA DÜŞÜNCESİNİN SERÜVENİ –ANTİK ÇAĞLARDAN GÜNÜMÜZE BATI DÜŞÜNCESİ, ÇEVİRİ: ÖZCAN DOĞAN, DOĞUBATI YAYIN, 2011: 374-377). Burada yer alan ana tema; iletişi araçlarının geliştiği ve daha da geniş bir mekâna yayıldığı bir süreç içinde “yerel-kalmanın” mantık olamayacağı gibi ayrıca mümkün de olamadığı yönündedir.

[15] MARGARET M. POLOMA, ÇAĞDAŞ SOSYOLOJİ KURAMLARI, ÇEVİRİ: H.ERBAŞ, PALME YAYINCILIK, SAYFA:332). Hatırlanacağı üzere BELL üç genel yaklaşım öne sürecekti; ilki mal üretiminden hizmet üretimine geçiş olarak yeni dönem, ikincisi teknik sınıfın daha öne çıkmasıdır ve üçüncüsü, kuramsal bilginin önemsendiği bilgi toplumu yaklaşımıdır.

 

[16] JOHN W. MURPHY, POSTMODERN SOSYAL ANALİZ VE POSTMODERN ELEŞTİRİ, ÇEVİRİ: H.ARSLAN, PARADİGMA YAYIN, sayfa: 98). Yazar burada “meşru söylem “ilkesine vurgu yapmıştır. Düzenleyici ya da zorlayıcı olmayan söylem, meşru bir söylemdir ve bu, modern projeksiyona derinden bir eleştiri olarak anlaşılmalıdır.

[17] HÜSEYİN BAL, iletişim üzerine sosyolojik yaklaşımlar, Fakülte yayın evi, 2010: s.25

[18] Kastedilen eylem, iradi ve baskı türlerinden farklı bir anlama sahiptir. İradi eylem, yani keyfi eylem bir kişinin kendi istem ve arzularını tatmin etmeyi içermelidir. Örneğin bir ekmek almak iradi bir eylem değildir, bu bir zorunluluktur. Buna karşın bir kişinin intihar eylemi keyfiyet taşır. Çünkü ölüm kişinin tüm hazlarından vazgeçmesi demektir. Öte yandan ders çalışmak zorunluluk taşır, aynı biçimde bu eylem kişinin bir takım keyfiyetlerinden vazgeçmesini zorunlu kılar. “iletişimsel eylem” bunların her ikisinin dışında sürecin kişiye yüklediği bir eylemdir. Niyetli bir içeriğe sahip değildir. Aynı şekilde zorunluluğu da tümüyle barındırmaz. Buradaki “eylem” biçimlerinde yer alan ayrım, bilinç konusundan ortaya çıkar. Eylemlerimiz iki türde ele alınır, bilinçli eylem ve bilinçsiz eylem. Örneğin yüksek bir sesle irkildiğimizde bilinçsizce bir eylem içinde iken, bir kişinin ismimizi hitap ederek çağırması bilinçli bir eyleme neden olur. İletişimsel eylem dilin aracılığında yer alırken dil, iletişimin sadece bir türüdür ama tüm diğer türlerinin arka planında “anlamsal” bir etkiye sahiptir. Örneğin sıradan bir jest birçok “anlamlar” içerdiği için bir bilinçli eylem türüdür. Burada internet bir teknoloji türü olduğu için iletişim açısından ne bilinçlidir ne de bilinçsizcedir; çünkü kendi başına elektronik iletişim salt aracı konumunda yer alır. Buna mukabil aracılık ettiği anlamlar kelimler yoluyladır ve bu onu bilinçli bir eylem türüne dâhil eder. Özetle “iletişimsel eylem” türü olarak e-devlet, bireyin dizgeye karşı bir eylemidir ve bu eylem türü, diğer tüm sosyal ya da siyasal eylem türlerinden daha öznel bir kanıksamaya nende olmaktadır. Konuya ilişkin HABERMAS’IN “iletişimsel eylem” çalışması, J. SEARLE’ÜN “zihin, dil, toplum” çalışması ilgili bölümlerde derinlemesine bir sorgulama içindedirler.   

[19] MEHMET AKTEL, küreselleşme ve Türk kamu yönetimi, asil yayın dağıtım, 2003: 160.

[20] AKTEL, a.g.e. s. 105.

[21] Yerel yönetimlerde katılımın önemli bir konusu lokal katılımlardır. ‘bu katılım türü Avrupa’da kentlerde kurumlaşmış bir süreçtir’(MUSTAFA ÖKMEN&BEKİR PARLAK, yerel yönetimler –kavramlar, yaklaşımlar, mevzuat- Orion kitap evi, s.360.) özellikle II. Dünya savaşından sonra gelişen bölgecilik politikalarının yanı başında kalkınma stratejisi öne çıkmıştır. Burada refah devletinin bir süreçsellik içinde geliştiğine de tanık oluyoruz.’bu süreçte Keynesyen ekonomi politikaları uygulanmış, devletin piyasaya müdahil olması gerekli görülmüştür.’(MERYEM  KORAY, sosyal politika, imge yayın, s. 81-82.). bu dönemde üretim ve kalkınma öne çıkmış ve bu anlamda sosyal politikalarda etkin rol almıştır. ‘post modern süreç ise tüketim kültürünü yaratmış’(M. FEATHERSTONE, post modernizm ve tüketim kültürü, ayrıntı yayın, s.42.)  ve 80 öncesi dönemin üstüne hizmet kültürünü yerleştirmiştir.80’li yıllar bu anlamda ‘hizmet’ temelinde bir Yeni Kamu Yönetimi dönüşümüne de tanık olmuştur. Amaç bir yandan tüketimi teşvik etmek diğer yandan piyasa mekanizmasını daha girişimci bir zemine yerleştirmektir. İşte yönetişim böyle bir ardalan sürecinden türemiştir ve e-devlet tam da bu noktada hizmet sektörü için doğrudan bir katkı aracı olmuştur.

[22] Yerellik kavramının birçok anlama karşılık düştüğünü bilmek önemlidir. Sözgelimi “yerel birlik” dediğimizde “milliyetçi” oluşumlar akla gelebilir. Burada temel çıkış noktası “uluslaşma” çabalarından kaynaklanır ve etnik bir karşı-tavrı içermiştir. Bu tür çıkışlar genel olarak azınlıklarla ilgili bir merkezi baskıdan kaynaklanmaktadır. Bu konuda BKNZ: DANİEL G. BATES, 21. Yüzyılda kültürel antropoloji –insanın doğadaki yeri, çeviri edit: S.AYDIN, İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, sayfa: 346-347). Bir başka anlamda “yer-el” konum ile “modern-şehir” ilişkisi arasında meydana gelen değişim söz konusudur. Modern kentler, yerel bilincin sergi alanıdır. Bu konuda BKNZ: BEATRİZ COLOMİNA, mahremiyet ve kamusallık –kitle iletişim aracı olarak modern mimari, çeviri: A.UFUK KILIÇ, metis yayın, sayfa: 23-31 arası yaklaşımlar. Bir diğer önemli yaklaşım olarak düşünüldüğünde modernleşme süreci, doğrudan “yerellik” bilincini de mayalamış olmaktadır. Merkezileşen siyasal otorite modern iktidarın temel konularındandır ve merkeze yakın olamayan grupların, bu sürece tepkisi olarak yerel-bilinç tetiklenmiş olacaktır. Ancak bu “etnik” kutuplaşmadan farklılıklar taşımaktadır. Sanayileşme ve şehirleşme bu hizipleşmenin temel çıkış konusudur. BKNZ: S.N. EİSENSTADT, modernleşme –başlıkları ve değişim, çeviri: U. COŞKUN, doğubatı yayın, Sayfa: 39-41). Yerellik kavramının bir başka yaklaşım olarak “küreselleşme” karşıt tutumu olarak, temelinde, ekonomik bağlamları da söz konusudur. Burada çokuluslu şirketlerin, yerel kültürler üstünde edindiği olumsuz tutumdan söz edilebilir. Sözgelimi COCOLA ya da kot pantolon gibi farklı emtiaların, diğer toplumlar üstünde etkisi söz konusudur. Bu türden baskılara karşın gelişen çokkültürcü yaklaşım, özellikle 60’lı dönemlerden sonra etkin bir tartışma alanı yaratmıştır. BKNZ: W.A.HAVILAND&D.WALRATH ve diğerleri, a.g.e, sayfa: 799-809). Konuya ilişkin olarak yerel-bilinç, “dil ve söylem” bağlamında da önemlidir. Örneğin “demokrasi” bir söylem olarak modern batı siyasasında etkin bir biçimde modern dönemde kullanılmış ve diğer toplumlar üstünde bir değişim argümantasyonu olabilmiştir. Bu bağlamda ele alındığında, Pazar ekonomisi, temsili seçimler, ya da özelleştirme gibi kavramlar, yerel bilinç üstünde evrensel birer baskıya da dönüşmüş olacaktır. Konuya ilişkin olarak BKNZ: EDİT: SİBEL A.ARKANOÇ, doğunun ve batının yerelliği, IVANA MARKOVA, sosyal temsiller ve demokrasi, alfa yayın, sayfalar: 126-129, 142-147).  Politik ve ekonomik bağlamda “yerellik” ise post-fordizm olarak bilinen, bölgesel –yerel –işlerliklerin etkili kullanıma dönüştürülmesini amaçlamayan bir projedir. Burada KOBİ’LER aracılığında yerel etkinliğin arttırılması amaç edinilmiştir. BKNZ: DER: MENAF TURAN, bölgesel kalkınma ajansları –nedir, ne değildir? FARUK ATAAY, BKA tasarımının ‘kalkınma’ Anlayışı üzerine, paragraf yayın, sayfa: 16-17).  Öte yandan siyasal anlamda ve dahası ideolojik bağlamda yerelci yaklaşımlar, yerel-yönetimlerle bağlantılı olarak düşünüldüğünde, plancı ve merkeziyetçi bir sisteme karşılık gelmektedir. Konumuzu da yakından ilgilendiren bu kısımdır. Burada arka plan tezi olarak “toplumculuk” vardır ve bu tez, Marksist bir siyasal ideoloji olarak Sovyet Rusya rejiminin temel argümanı olmuştur. Üretim araçlarının ve bunun dağıtım sürecinin devletin tekelinde olması olarak tabir edilirse toplumculuk, yerelcilik, bunun tam karşısında yer alır ve yerel bir etkinlik olarak, merkeziyetçi bir öngörüyü reddeder. Bu konuda şu eserlere BKNZ: ERICH FROMM, sağlıklı toplum, çeviri: Y.SALMAN –Z.TANRISEVER, payel yayın, sayfa: 257-263). Ayrıca BKNZ: BERTRAND RUSSELL, aylaklığa övgü, çeviri: M.ERGIN, cem yayın evi, sayfa: 102-106).

[23] Bilal CANATAN, yerellik ilkesi, Galeri kültür yayınları, 2001:3/Giriş)

[24] ALEX DE TOCQUEVİLLE, AMERİKAN DEMOKRASİSİ, YETKİN YAYINCILIK, 1994,52  

[26] ANTHONY GİDDENS, üçüncü yol ve eleştirileri, çeviri Nihat ŞAD, phoenix, 2001: 65. 

 

Etiketler: NESİL, TOPLUM